Odyometri/Timpanogram

Havacılık muayeneleri, pilotlar ve uçuş ekiplerinin işitme yeteneklerinin uluslararası standartlara uygun olup olmadığını belirlemek için kritik öneme sahiptir. Bu muayenelerde kullanılan Üç temel test, saf tone odyometrisi (hava ve Kemik yolu), konuşma odyometrisi ve timpanogramdır.

Saf Tone Odyometrisi (Pure Tone Audiometry)

Saf tone odyometrisi, farklı frekanslardaki saf tonları kullanarak adayın işitme eşiklerini belirleyen bir testtir. Bu test hem hava yolu hem de kemik yolu ile yapılır.

Nasıl Yapılır?

  • Ortam: Test, dış seslerden izole edilmiş, ses geçirmeyen bir odada (audiometric booth) yapılır.
  • Ekipman: Bir odyometre cihazı, hava yolu için kulaklıklar ve kemik yolu için kemik vibratörü kullanılır.
  • Prosedür:
    • Adaya kulaklıklar takılır ve her iki kulağına ayrı ayrı farklı frekanslarda (genellikle 250 Hz, 500 Hz, 1000 Hz, 2000 Hz, 3000 Hz, 4000 Hz, 6000 Hz ve 8000 Hz) saf tonlar gönderilir.
    • Aday, sesi duyduğu anda bir düğmeye basarak veya elini kaldırarak tepki verir.
    • Her frekans için, adayın sesi duyduğu en düşük ses şiddeti (işitme eşiği) desibel (dB) cinsinden kaydedilir.
    • Hava Yolu: Ses, dış kulak, orta kulak ve iç kulak yoluyla iletilir. Bu test, tüm işitme sisteminin genel işlevini değerlendirir.
    • Kemik Yolu: Kulak arkasına yerleştirilen bir vibratör aracılığıyla ses doğrudan iç kulağa iletilir. Bu test, orta kulak problemlerini dışlayarak iç kulağın ve işitme sinirinin durumunu değerlendirmeye yardımcı olur.

Nasıl Değerlendirilir?

  • Elde edilen işitme eşikleri, bir odyogram adı verilen grafik üzerinde gösterilir. Odyogramda yatay eksen frekansı (Hz), dikey eksen ise ses şiddetini (dB) temsil eder.
  • Havacılık otoriteleri (örneğin ICAO, FAA, EASA) işitme eşikleri için belirli limitler belirlemiştir. Bu limitler genellikle şu şekildedir:
    • Genel İşitme Kaybı: Konuşma frekansları (500 Hz, 1000 Hz, 2000 Hz) için ortalama işitme kaybının belirli bir desibel sınırını (örneğin 25 dB) aşmaması beklenir.
    • Yüksek Frekans Kaybı: Yüksek frekanslarda (3000 Hz, 4000 Hz, 6000 Hz) daha yüksek işitme kayıplarına izin verilebilir ancak bu durum yine de dikkatle değerlendirilir.
    • Her İki Kulak Arasındaki Fark: İki kulak arasındaki işitme eşiği farkının belirli bir desibel sınırını (örneğin 30 dB) aşmaması önemlidir.
  • İşitme Kaybı Türü: Hava yolu ve kemik yolu eşiklerinin karşılaştırılması, işitme kaybının türünü (iletken, sensörinöral veya mikst) belirlemeye yardımcı olur.
    • İletken İşitme Kaybı: Hava yolu eşikleri kötü iken kemik yolu eşikleri normalse, orta kulakta veya dış kulakta bir sorun (örneğin kulak zarı deliği, otitis media) olduğu düşünülür.
    • Sensörinöral İşitme Kaybı: Hem hava yolu hem de kemik yolu eşikleri benzer şekilde kötü ise, iç kulakta veya işitme sinirinde bir sorun (örneğin presbikuzi, gürültüye bağlı işitme kaybı) olduğu düşünülür.
    • Mikst İşitme Kaybı: Hem iletken hem de sensörinöral bileşenlerin olduğu durumlarda görülür.

Havacılık muayenelerinde (pilot, kabin memuru ve hava trafik kontrolörleri için) işitme fonksiyonu sadece saf ton sesleri duymakla (bip sesleri) sınırlı değerlendirilmez. Asıl hayati olan, kokpitte gürültü altındayken telsizden gelen ya da kuleden gelen konuşma sinyallerini hatasız algılayıp ayırt edebilmektir. Bu doğrultuda yapılan testlere genel olarak Konuşma Odyometrisi denir.

Uçuş muayenelerinde bu ölçümün nasıl yapıldığı, aşamaları ve havacılık emniyeti açısından taşıdığı kritik önem şu şekildedir:


Konuşma Odyometrisi (Speech Audiometry)

Ölçüm, dış seslerden tamamen yalıtılmış bir odyometri kabininde, kalibre edilmiş kulaklıklar kullanılarak iki aşamalı subjektif davranışsal bir test olarak gerçekleştirilir:

1. Aşama: Konuşmayı Alma Eşiği (SRT – Speech Reception Threshold)

  • Amaç: Adayın konuşma seslerini duymaya ve anlamaya başladığı en düşük ses şiddetini (dB) bulmaktır.
  • Yöntem: Odyometrist, adaya kulaklık vasıtasıyla fonetik dengesi ayarlanmış üç heceli Türkçe kelimeler (örneğin: kelebek, sinema, ayakkabı) gönderir.
  • Eşik Tespiti: Ses şiddeti kademeli olarak düşürülür. Adayın verilen kelimelerin en az %50’sini doğru olarak tekrar edebildiği en kısık ses seviyesi “SRT Eşiği” olarak kaydedilir. Bu değerin, saf ses testindeki ortalamayla (500, 1000, 2000 Hz) uyumlu olması şarttır.

2. Aşama: Konuşmayı Ayırt Etme Skoru (SDS – Speech Discrimination Score)

  • Amaç: Adayın rahat duyabildiği bir ses seviyesinde, kelimelerin içindeki harfleri ve akustik detayları ne kadar doğru “ayırt edebildiğini” yüzde (%) olarak ölçmektir.
  • Yöntem: Önceki aşamada bulunan SRT eşiğinin üzerine 25 ila 40 dB daha güçlü (MCL – en rahat dinleme seviyesi) bir ses eklenerek adaya net bir duyum alanı oluşturulur. Bu seviyede, adaya birbirine fonetik olarak benzeyen 25 adet tek heceli kelime (örneğin: kas, yaş, maç, göl) dinletilir.
  • Skorlama: Adayın doğru bildiği her kelime %4 ile çarpılır ve ortaya yüzde bazında bir SDS başarısı çıkar.

💡 Havacılık Muayene Standardı: Uluslararası (FAA/EASA) ve SHGM mevzuatlarına göre, ideal bir konuşma ayırt etme (SDS) skorunun 65 dB ses şiddetinde en az %70 ve üzeri olması yasal bir zorunluluktur. Bu sınırın altındaki adaylar uçuş sertifikasyonunda elenme veya ileri kurul (SHT-TUT/ÇOD) değerlendirmesi aşamasına takılır.


✈️ Havacılık Tıbbında Konuşma Ölçümünün Önemi Nedir?

Saf ses odyometrisinde (bip sesleri) kulak normal görünse bile, konuşma odyometrisinde ciddi yetersizlikler çıkabilir. Havacılıkta bu testin yapılmasının hayati nedenleri şunlardır:

  • Kokpit Gürültüsü ve Maskeleme Maskesi: Jet motorları, pervane dönüşleri ve rüzgar direnci kokpit içinde ciddi bir arka plan gürültüsü (Background Noise) yaratır. Pilotun bu gürültüyü zihninde filtreleyip telsiz komutlarını anlaması gerekir. Konuşma testi, iç kulaktaki (koklear) işitme hücrelerinin gürültüye rağmen kelimeleri seçebilme gücünü gösterir.
  • Hava Trafik Kontrolü (ATC) İletişimi: Havacılıkta İngilizce veya Türkçe havacılık terminolojisi kullanılır. Bir harfin veya rakamın yanlış anlaşılması (Örn: “Descend to Level…” yerine başka bir komut algılanması) doğrudan uçuş emniyetini tehlikeye düşürür ve katastrofik kazalara yol açabilir. SDS testi, telsizdeki ani akışları hatasız algılama kapasitesini simüle eder.
  • Retrokoklear (İşitme Siniri) Patolojilerin Erken Teşhisi: Bazen pilot adayının saf ses testi mükemmel çıkabilir ancak konuşmayı ayırt etme skoru (SDS) beklenmedik şekilde %40-%50’lere düşebilir. Havacılık tıbbında bu durum, işitme sinirini etkileyen (akustik nörom gibi) beyin sapı veya sinirsel tümörlerin çok erken dönem bir habercisi olarak kabul edilir ve adayın uçuş emniyeti açısından acilen uçuşa elverişsiz sayılmasına neden olur.
  • Akustik Travma ve Mesleki Deformasyon Takibi: Yıllarını uçuşa vermiş deneyimli kaptan pilotlarda sürekli kokpit gürültüsüne maruz kalmaktan dolayı “Gürültüye Bağlı İşitme Kaybı (NIHL)” gelişebilir. Bu kayıp ilk etapta saf seste 4000 Hz frekansında başlar. Periyodik muayenelerdeki konuşma testleri, bu fiziksel kaybın pilotun operasyonel yeteneğini (anlamasını) etkileyip etkilemediğini denetler.

Kısacası; saf ses odyometrisi kulağın “duyup duymadığını” ölçerken, konuşma odyometrisi havacılık personeli için asıl kritik olan “anlayıp anlamadığını” belgeler.

Timpanogram

Timpanogram, orta kulağın basınç değişikliklerine karşı nasıl tepki verdiğini ölçen objektif bir testtir. Kulak zarı hareketliliğini ve orta kulak basıncını değerlendirir.

Nasıl Yapılır?

  • Ekipman: Bir timpanometre cihazı kullanılır. Bu cihaz, kulak kanalına hava basıncı uygulayan ve kulak zarının hareketliliğini ölçen bir sonda içerir.
  • Prosedür:
    • Küçük bir sonda, kulak kanalına yerleştirilir ve kulak kanalını kapatacak şekilde hava geçirmez bir sızdırmazlık sağlanır.
    • Cihaz otomatik olarak kulak kanalındaki basıncı değiştirir (pozitiften negatife ve tekrar sıfıra).
    • Bu basınç değişiklikleri sırasında kulak zarının ses enerjisini ne kadar yansıttığı (admittans) ölçülür.
    • Elde edilen veriler bir grafik (timpanogram) üzerinde gösterilir.

Nasıl Değerlendirilir?

Timpanogramlar genellikle aşağıdaki tiplere göre değerlendirilir:

  • Tip A Timpanogram: Normal bir orta kulak fonksiyonunu gösterir. Tepe noktası atmosfer basıncına yakın (0 daPa) ve tepe noktası yüksek ve sivridir. Bu, kulak zarının ve orta kulak kemikçiklerinin normal şekilde hareket ettiğini gösterir.
  • Tip B Timpanogram: Orta kulakta sıvı birikimi (seröz otitis media) veya kulak zarı perforasyonu gibi durumlarda görülür. Grafikte belirgin bir tepe noktası yoktur, düz veya yuvarlak bir çizgi şeklinde olabilir. Bu, kulak zarının hareketliliğinin kısıtlandığını gösterir.
  • Tip C Timpanogram: Östaki borusu disfonksiyonunu gösterir. Tepe noktası negatif basınca doğru kaymıştır (örneğin -100 daPa veya daha negatif). Bu durum, orta kulakta negatif basınç olduğunu ve östaki borusunun orta kulağı yeterince havalandıramadığını gösterir.
  • Tip Ad Timpanogram: Kulak zarı gevşekliği (monomerik kulak zarı) veya orta kulak kemikçik zincirinde kopukluk gibi durumlarda görülür. Tepe noktası normal basınca yakın olabilir ancak grafiğin yüksekliği (genlik) normalden çok daha fazladır.
  • Tip As Timpanogram: Otoskleroz veya timpanoskleroz gibi orta kulak sertleşmelerinde görülür. Tepe noktası normal basınca yakın olabilir ancak grafiğin yüksekliği (genlik) normalden çok daha azdır.

Havacılık Muayenesi Kapsamında Değerlendirme

Havacılık muayenesinde hem odyometri hem de timpanogram sonuçları birlikte değerlendirilir.

  • Normal Odyometri ve Timpanogram: Adayın işitme yeteneği havacılık görevleri için uygundur.
  • Anormal Odyometri ve/veya Timpanogram:
    • İleri Değerlendirme: Anormal sonuçlar, işitme uzmanı (KBB doktoru veya odyolog) tarafından daha ileri değerlendirme ve detaylı tetkikler (örneğin konuşma odyometrisi, beyin sapı işitsel potansiyelleri – BERA) gerektirebilir.
    • Tedavi ve Takip: Bazı durumlarda tedavi edilebilir bir durum (örneğin orta kulak iltihabı) söz konusu olabilir ve tedavi sonrası işitme düzelirse aday uygun bulunabilir.
    • Uçuş Yasağı/Kısıtlama: İşitme kaybının derecesine ve türüne bağlı olarak, adayın belirli uçuş görevlerini yapması kısıtlanabilir veya tamamen uçuşa elverişsiz bulunabilir. Özellikle konuşma frekanslarındaki anlamlı kayıplar veya ilerleyici işitme kaybı, uçuş güvenliği açısından risk oluşturabilir.
    • İşitme Cihazları: Havacılıkta işitme cihazlarının kullanımı genellikle kısıtlıdır veya özel durumlara bağlıdır. Genel olarak, işitme cihazı olmadan standartları karşılamak tercih edilir.

Sonuç olarak, havacılık muayenesinde saf tone odyometrisi, konuşma odyometrisi ve timpanogram, adayların işitme sağlığını detaylı bir şekilde değerlendirmek ve uçuş güvenliğini sağlamak için kullanılan vazgeçilmez araçlardır. Bu testler, adayların işitme yeteneklerinin belirli standartlara uygun olup olmadığını belirleyerek, uçuş operasyonlarında herhangi bir risk oluşmasını engellemeyi amaçlar.